Make your own free website on Tripod.com

Rakı kokusunda bilye şıkırtıları

 

Rakı kokusuna karıştı

               bilye şıkırtıları

"Hadi oynayalım" dercesine istekli

                                bir o kadar tek başınayım

Artık oyunlar

     yağmur yağınca bitmiyor,

   çocuklar

      gökkuşağı çıkınca gülmüyor.

Toprak çekiyor suyu

                   bulut verdikçe;

     sunuyorum ruhumu

                toprak istedikçe.

 

Rakı kokusuna karıştı

                 bilye şıkırtıları.

Muzip değilim dün gibi

         yalnızlığım gün gibi.

Sağanak olmalı

   arnavut kaldırımlı yokuşta

Şıpırtısını duymalıyım

             çıplak ayakların

Ritmine uymalıyım

            ıslak dudakların

Orkide ıslanmış olmalı

  Ve düşmüş yolun ortasına

        el sallamalıyım

   bitmiş sonun yolcusuna.

 

Rakı kokusuna karıştı

                   bilye şıkırtıları.

Mangalın közleri gibi oldu yürek

            atılanı yutar

               yutulanı yakar oldu.

Naçar oldu gün batımlarına yürek.

Güneşsizliğe

      esir oldu bu yaz

Yüreksizliğe

    esir oldu biraz.

Yeşil boranlarını mavi tayfunlara saldılar

Depremden geçti

        serab oldu yürek

Gençlikten geçti

       harab oldu yürek.

 

Rakı kokusuna karıştı

               bilye şıkırtıları.

Dinle saatin

         son tiktağını.

Dinle bitmeyen akşam ezanını

Bak kara gecede

   yemyeşil yanıp sönen fener

Bak dolunay,

                    yıldızlar...

Bak bir tekne bağlı limana

      Çocukluğun

          sorumlulukların gibi.

Haydi çöz onu

            uzaklaş.

Git uzağın bilinmezine...

Ve sana mendil sallasın kalanlar

     gecenin

                     gölge yıkıntılarıyla

Rakı kokusuna karışsın aşıklar

            geçmişin

                 bilye şıkırtılarıyla.

 

Çoban